Perşembe, 26 May 2011
admin
Zayıflamak için Su için
- Uzmanların görüşlerine göre bi insanın günde 1.5 Litre su içmesi gerekmektedir.Bu içilen su sizin Böbreklerinizi temizleyek Suyun ne kadar faydalı olduğunu göstermektedir.
Su içmenin Faydalarını Şöyle Saymak gerekirse ;
Böbrekleri temizler
Zayıflamaya Yardımcı olur
Zinde tutar
Zayıflamak için Kesinlikle Sabah kalkar kalkmaz 1 bardak su içmeniz gerekmektedir.

Başı ağrımayan insan sayısı çok azdır ve toplumun %2 lik bir kısmını oluşturmaktadır. Herkes hayatının belli dönemlerinde baş ağrısı çeker. Fakat nedeninin kötü bir vaka olması (beyinde tümör, felç) çok nadirdir. Migren ise hayatı tehdit eden tehlikeli bir hastalık değildir. Genelde ataklar halinde ortaya çıkan, kafanın tek tarafına yerleşen, zonklayıcı bir baş ağrısı şeklidir. Ataklar 4 saat ile 72 saat arasında değişebilir. Bu ataklar sırasında baş ağrısının yanısıra bulantı, kusma, normal ışık ve sesten rahatsız olma gibi şikayetler de görülebilir.
Migren artık sinirsel(nörolojik) bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Beyinde bulunan bazı kimyasal maddelerin (serotonin gibi) azalması ya da etki göstermemesi sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir. Kişi karanlık, sesten uzak bir odada uyumak ister. Günlük yaşamı engelleyen bir durumdur. Tedavi edilebilir.
MİGREN KİMLERDE GÖRÜLÜR?
Migrenin kadınlarda görülme sıklığı erkeklerdekinin üç katıdır. Bu farklılığın sebebi kadındaki hormonal değişikliklerdir. Hastaların çoğunda atak 40 yaşından önce ortaya çıkar. Bu da genelde ergenlik çağına denk gelir. 50 yaşının üstünde birinde migren başlama ihtimali zayıftır. Kadınlarda çoğunlukla orta yaşlarda ortaya çıkmaktadır.
NİÇİN MİGREN HASTASI OLURUZ?
Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte beyin kandamarları ve beynin sinir iletimindeki kimyasal madde değişiklikleri sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir. Kadınlardaki hormon değişikliği migren ağrısına yol açabilir. Genetik (aileden gelen, kalıtsal) faktörler konusunda çalışmalar sürmektedir. Annesi ya da babası migren hastası olan birinin migren hastası olma ihtimali %40 dır. Hem annesi hem babası migren hastası olan birisi %75 oranında migren hastası olabilir ki bu çok yüksek bir ihtimaldir. devamını oku…

Demir Eksikliği Nasıl Giderilir ? sorusunu merak eden arkadaşlarımız için sitemize tüm detaylarıyla ekledik.
Demir Eksikliği en çok küçük yaştaki bebeklerimizde ve çocuklarımızda çok sık rastlanır.
Demir Eksikliği Nedir ?
Demir Eksikliği Hemoglobin, kırmızı kan hücrelerine (eritrosit) rengini veren ve oksijenin kanda taşınmasını sağlayan bir proteindir. Demir ise hemoglobinin temel yapısına giren bir elementtir.
Kansızlık-AnemiAkciğerlerden alınan oksijenin hemoglobine bağlanarak dokulara aktarılmasında büyük önem taşır. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre hemoglobin değerlerinin erkeklerde 14 gr/dl, hamile olmayan kadınlarda 12 gr/dl’nin altına düşmesi “anemi” olarak tanımlanır. Demir eksikliği ve buna bağlı olarak oluşan anemi ise “demir eksikliği anemisi” olarak adlandırılır. Tüm dünyada erkeklerin % 20′sinde, kadınların % 35′inde ve hamilelerin % 50′sinde görülür. Gelişmiş ülkelerde bu oran çok daha az, ülkemizgibi az gelişmiş ülkelerde ise çok daha yüksektir.
Çarşamba, 04 May 2011
admin
Saç Dökülmesi Nedir ve Neden Oluşur ?
- Saç Dökülmesinin bi çok nedeni vardır.Bunun ana kaynak sorunu Stres yapılmasıdır.Bir insan ne kadar çok stres yaparsa o kadar daha çok saçı dökülür.
Stres yapma diyorsunuzda olmuyor ?
Bunun içinde Saçlara bakım yapmak gerekiyor.Akşamları Zeytinyağı ile yıkayınız ama bu markettekilerden değil saf zeytinyağı olacaktır yoksa bitlenebilirsiniz.
- Saç dökülmesinin en büyük nedenlerinden biriside dış etkenlerdir.Bunların başlıca Sebebi Jole Waks Daks vsvs bunlara benzer ürünlerdir.Uzmanlar saçlar ıslak iken sakın Fön çekmeyin diyor fakat bizim kuaförlerimizde bu mümkün değildir.Yani kuaför senin saçının normal kurumasını bekleyemez.Saçlara Kesinlikle Sık tarak kullanmayınız.Mümkünse Tarak hiç kullanmayın.
Çarşamba, 04 May 2011
admin
Doğumun şekline; eğer önceden bilinen belirli bir sebep yok ise, doğumun işaretlerigeldiği zaman karar verildiğini belirten Op. Dr. Taşhan, “Doğum sancılarının başlaması, su gelmesi, nişan (hafif kanama, lekelenme) gelmesi ile doğumun başladığı anlaşılır. Aksi bir durum olmadıkça doğum normal olarak takip edilmeli, takip sırasında gelişecek problemlere göre, gerekli görülürse sezaryen ameliyatı ile doğuma karar verilmelidir. Sezaryen gereksinimi olan durumlar, doğumun takibi sırasında bebek kalp seslerinde zayıflama, anne-bebek ölçülerinin uyumsuzluğu sonucu normal doğumun mümkün olmayacağı durumlar” dedi.
“Doğum başlamadan sezaryen olacağı bilinen vakalar ise, önceki doğumu sezaryen ile gerçekleştirilmiş gebeler, ultrasonografide bebeğin yan veya ters durması, anatomik olarak şekil bozukluğu (pelvis darlığı), plasentanın (bebeğin eşinin) yerleşim bozukluğu (plasenta previa) gibi durumların olduğu gebelikler” diyen Op. Dr. Taşhan resmi web sitesindeki makalesinde şöyle devam etti: “Normal doğum sonrası lohusaların, normal hayatlarına ve aktivitelerine dönmeleri her zaman daha kolay olacaktır. Gelişen teknoloji, kısa ameliyat süreleri söz konusu olsa dahi sezaryen sonuç olarak bir ameliyattır. Mümkün olduğu kadar doğumun şekli “normal doğum” olmalıdır. Normal doğum; gelişen anestezi yöntemleri ile artık hanımların korkulu kabusu olmaktan çıkmıştır. Spinal-epidural anestezi yöntemlerinin gelişmesi ile “ağrısız normal doğum” gerçekleştirilebilmektedir. Spinal anestezi ile de, genel anestezi ile hastayı uyutmaya gerek olmadan sezaryen ameliyatları yapılabilmektedir.”
Son Yorumlar